görünenin ardındaki

10/6/2008 - AKP'li olmama suçu

Kategori: TESPITler

 

                         

                               AKP’li olmama suçu                                15.04.2008

 

 

 

 

 

                              Dikili Belediyesi; ekmek ve suyu ucuz sattığı ve ucuz sağlık hizmeti verdiği için, Belediye Başkanı hakkında “kamuya zarar vermek” gerekçesi ile rapor düzenlenip Sayıştay’da dava açılmış.  

 

                Daha önce de benzer gerekçelerle Kadıköy’ün CHP’li Belediye başkanına da dava açılmıştı.  Ancak yıllardan bu yana para, kumanya, kömür dağıtan Anakara, İstanbul gibi AKP’li Belediyelere ise dava açılmadı.

 

                              Bu arada Dikili Belediye Başkanı da SHP’liymiş.

 

                              Bu durumda; dava açılan başkanların asıl suçunun “kamuya zarar vermek” değil AKP’li olmamak olduğu anlaşılıyor.

 

            

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/5/2008 - Sağ olasın Mumcu, Sağ olasın Yargıtay

Kategori: TESPITler

  

 

  

                               

                               Sağ olasın Mumcu, Sağ olasın Yargıtay                    19.04.2008

 

 

                               Anavatan Partisi Genel Başkanı Başbakan Erdoğan için;

 

                              “Bunlar muhafazakar falan değil sahtekar. Muhafazakarlık soylu işi. 57 trilyon lirayı arkadaşlara usulü ile hani kılıfını hazırlayarak vermenin yolunu meslek edindirme kursları bulmuşlar. Yalan! Gözlerinin içine baka baka konuşuyorum. Aldığınız, götürdüğünüz, çaldığınız ne varsa sizin olsun, milletin mukeddasatına dokunmayın...”  demiş.

 

                             Erdoğan da bu sözler nedeniyle Mumcu aleyhine dava açmış ve verilen 10.000YTL tazminat ödenmesi yolunda ki karar temyiz edilmiş ve Yrgt. 4 HD. de;  Mumcu’nun sözlerinin “hakaret” değil “eleştiri” olduğu değerlendirmesi ile Mahkemenin kararını oybirliği ile bozarak davanın reddedilmesi gerektiğine karar vermiş.

 

                             Özellikle, 22 Temmuz 2007 seçimleri öncesinde DYP ile birleşmede gösterdiğiniz üstün başarısızlık nedeniyle Başbakan’ın  % 47 babalanması yaşamasındaki önemli katkılarınız nedeniyle benim sempati dünyamda yerinizin önemli olduğu söylenemez. Ancak, “kral çıplak” kabilinden de olsa getirdiğiniz bu net tespit nedeniyle daima alkışlamak namus borcudur.

 

                            İktidar zaten büyük güç. Mecliste denetleme diye bir şey yok. İdari denetleme zaten yok. Dokunulmazlık nedeniyle yargı denetlemesi de yok.

 

                             Ayrıca, siyasi eleştiri niteliğinde ki tespit ve değerlendirmeler de cezalandırılırsa…   Gel sen buna demokrasi de. Veya hala az da olsa eleştiri yapılabiliyor ve demokrasi diyebiliyorsan, Yargının bu derinleştirip-zenginleştirici ve özellikle Ülke’nin içinde bulunduğu koşullar nedeniyle çok önemli yorum ve değerlendirmesiyle mümkün hale gelmektedir.  

                    

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/5/2008 - Enver abi...

Kategori: Ne Demeli

 

 

                           Enver abi!  “Ali dibo” AKP                              02.04.2008

 

 

 

                           Gazeteci Ercan İnan kardeşimiz anlatıyor;

 

                            1997-2000 dönemi ile ilgili olarak İhlas Holdinge kaçırılan vergiler nedeniyle vergi salınıyor. 2002 yılında tebliğ ediliyor. İhlas holding dava açıyor. Kaybediyor. Bir üst mahkemeye gidiliyor. Aşama aşama açılan 7 dava da kaybediliyor. 25.5 2007 tarihinde Danıştay dava Daireleri onama kararı veriyor ve vergi kesinleşiyor. Ancak 30.01 2008 tarihine kadar Vergi dairesine tebligat yapılmıyor. İhlasa ise tebligat yapılmıyor.

 

                           Derken, 17.03.2008 tarihinde İhlas Holding uzlaşma için İstanbul vergi Dairesine müracaat ediyor. Normalde vergi için “uzlaşma”ya gidebilmek için itiraz edilmemesi, dava açılmaması(veya açılmış ise geri alınması veya açılan dava sonucu verginin onanarak kesinleşmemiş olması) gerekir.  Ama bu “normal”de..

 

                          Bu arada başka gelişmeler olmuş. 20.02.2008 kabul t.li 5736 s.lı  BAZI KAMU ALACAKLARININ UZLAŞMA USULÜ İLE TAHSİLİ HAKKINDA KANUN  28.2.2008 t. itibariyle yayınlanarak yürürlüğe giriyor.  Bu yasanın 1. madde  5. bendi ile “  İhtilafa ilişkin nihai kararın kesinleşmiş olması halinde bu madde hükmünden yararlanılamaz. Bu takdirde kesinleşmeye ilişkin kararların bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla taraflardan birine tebliğ edilmiş olması şarttır.” yolunda bir istisnai bir düzenleme getirilmiş.

 

                         İşte İhlas Holding de bu “istisnai düzenlemede” tanımlanan ilk ve tek mükellef olarak “uzlaşmaya” müracaat etmiş…

 

                        Aferin İhlasa…

                        Aferin bu kanunu çıkaranlara…

                        Aferin tebligatlarda ki zamanlama ve ayarlamaları yapanlara…

                        Aferin “fakir fukara, garip guraba” edebiyatı yapanlara..

                        Aferin..

                        Aaa!

 

                     

   

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/4/2008 - Batılı mı? Batıcı mı?

Kategori: SOZLER

 

 

          

                              Batılı mı Batıcı mı                                     23.03.2008

 

 

                              Fehmi Koru “Türkiye’nin Ortadoğulu kalmasını isteyen laik Baasçı ulusalcılarla, batılı olmasını isteyen demokratlar (bunlar da zat-ı muhteremleri ve AKP oluyor) arasında sürmektedir kavga...” buyurmuş..

 

                             Fehmi bey komikliğe de el atmış herhalde! Batıyı batı yapan özgünlük, özgürlük, üretme, yaratma, sanat, bilim, serbest ve şeffaf yaşam anlayışının tam aksine; bütün enerjisini kadın saçını saklama – ambalajlama konusunu tartışarak harcayan, kapalı, dogmatik bir anlayış, zihniyet ve taraftarlarının batılı olması elbette düşünülemez.

                           Ancak “Batılı” olamayanların, “batıcı” olmaları pek ala mümkündür..

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/4/2008 - Yargı-demokrasi

Kategori: TESPITler

 

 

           

                      Savcı, Dava, Hukuk, Demokrası,                           19.03.2008

 

 

                     Savcı dava açtı. AKP çevrelerinden yaylım ateşi. “kanı bozuk’luktan, “ergenekon çetesi”nden, “3. sınıf hukuk” aşağılamaları,  “AKP’ye değil milli iradeye dava” saptırmaları….

 

                       AKP yeminlisi basın ve gazeteler de ha keza…   “Savcı yargılansın” “derhal anayasa değiştirilsin”  “yok artık…”  “hukukun siyasallaştığı” “demokrasıye aykırı”lığı vb.vb. yaveler…

 

                      Peki…

 

                      Her ne olursa olsun parti kapatılamasın diyen bir demokrası ilkesi var mı? Hayır, hiçbir yerde yok.

                     Peki “hukuk”a hayır diyen bir demokrasi var mı? Hayır yine yok..

 

                      Görevinin icabı davayı açan Savcı ve savcının bağlısı olduğu “Hukuk Kurumu”na salyalarla saldırarak sövmek hangi hukukta ve hangi demokrasi’de var. Yine yok..

                      Aksine;

                      Açılmış bir davayı etkilememek bakımından, dava ile ilgili değerlendirmelerde bulunmamak ilkesi bütün demokrasilerde asgari müştereklerden;

 

                       Peki.. Bizim hukuk düzenimiz de var mı? Evet var!

 

                        TCK m  277. – “(1) Bir davanın taraflarından birinin veya bir kaçının veya sanıkların veya davaya katılanların, mağdurların leh veya aleyhinde, yargı görevi yapanlara emir veren veya baskı yapan veya nüfuz icra eden veya her ne suretle olursa olsun adı geçenleri hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs eden kimseye iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Teşebbüs iltimas derecesini geçmediği takdirde verilecek ceza altı aydan iki yıla kadardır.” 

                         Ve yine;

 

                             m 288. “(1)Bir olayla ilgili olarak başlatılan soruşturma veya kovuşturma kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar savcı, hâkim, mahkeme, bilirkişi veya tanıkları etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

                                  (2) Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır”

                             Ayrıca Anayasa;

                         m 138 “ Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.”                     şeklinde somut olarak hükme bağlanmış iken;

                                     Peki..

                                     Bütün bu demokratik, hukuki ilke ve yasal mecburiyetlerin tam aksine hareketle Savcı ve Yargıyı aşağılama kampanyasına giren  AKP ve Akp yanlısı, bağımlısı ve yeminlisi çevrelerin bu tavrının “demokrasi” kaygısıyla yapıldığı inandırıcı mı?

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

görünenin ardındakileri aktarma denemeleri...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

picassobelkiyinegelirim
aslihanyildirim
baymidye
adanakigem
rosamystica
psikososyalgelisim
yukselsoyluoglu
versangur
asitoptas